11 Mayıs 2010

GÜLEN DESTEĞİ VE BAYKAL'IN GERİ DÖNME HESAPLARI

Baykal: Yıkılmadım Ayaktayım

Baykal'dan o kadar tiksiniyorum ki sanırım son günlerde yaşanan bu skandala verdiğim bu coşkulu yanıt biraz bundan dolayıydı. Fakat daha sonra düşündüm, düşündükçe bu işin arkasında farklı boyutlar da görmeye başladım. Tabiki bunlar benim varsayımlarım ama benim kafama çok yatan senaryolar. Beni ilgilendiren bu adamın çekip gitmesi, gerisi teferruat. Sadece daha önce kanıtlanmadan yargılamayacağımı belirttiğim hâlde yine de haksızlık yapmamak adına bu yazıyı yazıyorum.

Öncelikle tabi ne olur bundan sonra göreceğiz. İlk ve bir yandan da en çok olmasını istediğim senaryo bütün bunların doğru olduğu ve Deniz Baykal'ın bir daha dönmemek üzere ekibiyle birlikte köşesine çekildiği senaryodur. Ekibinden kastım medya, CHP, veya neredeyse tüm dalkavukları hepsini kastediyorum. Ama herşey bu kadar basit olmayabilir.

Şimdi 3 gündür olan gelişmelere bakalım ve diğer senaryoyu birlikte kuralım... Öncelikle sanırım Baykal'ın hakkını yemişim. Maşallah biraz uzun sürmüş ama AKP'den nasıl iktidar olunacağını çok iyi öğrenmiş. Yıllardır farklı mazlum oyunlarıyla çok oy aldı AKP. Bizim halk bir ilginç çünkü; adalet falan hak getire, varsa yoksa ortada mazlum var mı yok mu ona bakar ve varsa hep mazlumu tutar, onunla ağlar benim müzmin depresif halkım. Bunu iyi çözen AKP de maşallah iyi götürdü bugüne kadar işleri. Bunu da sanırım sonunda(!) anlayan Baykal'ın böylesine bir durumu kullanıyor olması kuvvetle muhtemel. Öte yandan defalarca gidip her seferinde daha güçlü olarak geri gelen bir Aziz Yıldırım var mesela; örnek çok yani. Bu olayı bilerek yarattı demiyorum ama kaymağını yemediğini söylemek de çok saflık olur gibi geliyor. Bakın şimdide suikast haberi çıktı. Mazlumlar mazlumu Küçük Deniz! Nedense Şişli belediye başkan yardımcısı da işin içinde, yoksa bir yandan Sarıgül'ü de mi yaralayalım düşüncesi var bilemiyorum artık. Gerçi kendi çapında Sarıgül'ü de akladı ama sadece kasetten akladı henüz suikastten değil...

Bu arada görüntülerin montaj olduğu konuşuluyor. Ortaya atılan olasılıklar çok makul olasılıklar ama aynı yöntemlerle orjinal görüntülerin oyanıp da bir nevi yalancı şahitlik yapılmayacağının garantisini kimse veremiyor. Öte yandan görüntülerde kadının tamamen çıplak ama adamın yarı çıplak olması da ilginç. Ayrıca herşey çok çabuk oluyor. Tabi insanların ne tür fantezileri olduğunu bilemeyiz ama iki farklı zamanda çekilmiş görüntülerin yapıştırılması fikri de aklıma yatmıyor değil hani. Fakat insanların konuşmaları nasıl tutturulmuş ona da bakmalı çünkü bir yandan da görüntülerde koyu bir sohbet dönüyor. Günümüz teknolojisinde o kadar herşey mümkün ki, açıkçası bu olasılıklar kafa karıştırmıyor değil.

Bu kadar karmaşaya rağmen Baykal'ın olayları yalanlamaması kafamda iki strateji oluşturuyor.

Birincisi gerçekten oldu bunlar ve çekip gidiyor ihtimali ki hep belirtiyorum çekip gitsin de nasıl giderse gitsin. İkincisi de gerek hilelerle bu görüntülerin sahteliğini kanıtlanana, gerekse de zaten sahte olduğunu bildiği için doğru ortaya çıkana kadar bekleyerek bu zaman zarfında mazlum rolü ile yıllardır tükettiği bu saf halkın sevgisini kazanmaya çalışmayı hedefliyor. O zaman 'ben size demiştim bu bir komploydu, yalan olan şeyi neden yalanlayayım ki' diyecek, millet de "komplo iddiası"yla "yalanlama"nın arasndaki farkı nasılsa tam bilmeyeceğinden olay kapanacak. 'Bakın ben mağdur oldum, bana leke attılar, ben hep sizin için savaştım' nağraları altında geri gelecek. Sonuçta önce yalanlar ama sonra doğruluğu ispatlanırsa daha beter olur, bu yüzden sabırla bekliyor şimdi. Süleyman Demirel'i de sevmem pek ama en azından adam çekti gitti, öyle ya da böyle, Baykal'da o asalet de yok! Seçim sonuçları yetmiyor bu adamlara.

Tabi eğer bu 'gidişim suskun oldu ama dönüşüm muhteşem olacak' senaryosuna eşlik eden sayısız CHP il başkan dalkavuklarının kuyruk acısıyla attıkları 'Padişahım çok yaşa!' nağralarının eklenmesi ve yapılan zavallı açlık grevleri de bir diğer konu. Zamanında artık hangi alavere dalaverelerle oralara getirildikleri belli olmayan bu dalkavuklar şimdi Baykal'ın gitmesini istemiyorlar doğal olarak. Bu ya, dedim ya, kuyruk acısı ve koltuklarını kaybetme korkusundan geliyor ya da yukarda bahsettiğim geri dönüş senaryosu çoktan yazıldığı için yalakalıklarına devam etmek için yapılıyor. Bunu bilemeyiz. AKP olsa tamam ama CHP böylesine bir organizasyonu yapıyorsa, aslında helal olsun, iyi öğrenmişler demektir. Ya da sağlam destek alıyorlar bu işin erbaplarından. Mesela Pennsylvania, ABD.

Bu ihtimal ışığında ilginç olan Türkiye'nin asıl temelde sorunu olan Fetullah Gülen'in (ne AKP, ne başkası) "Biz sizi seviyoruz, sayıyoruz" şeklindeki mesajı ve buna Baykal'ın teşekkürü oldu. Buradan çıkarılacak sonuçlar belli. Ya Fetullah artık AKP'den soğudu artık Baykal'a çalışıyor ki bu çok zor, ya Baykal'ın bizim bilmediğimiz başka bir tehlikede olduğunu bildiğinden susması karşılığında koltuğunu sağlamlaştırmak adına böyle bir yardım yapıyor (demiştim ancak bu adamlar böyle işleri becerebilir), ya da baktı Baykal bir dahaki seçimlerde ana muhalefet olamayacak ve bu durumda AKP'nin karşısına ciddi adam gibi bir rakip çıkabilir diye bir amme hizmeti edasıyla Baykal'ın yerini daha da sağlamlaştırıyor. Belki de Gül'den sonra Baykal'ı Çankaya'ya çıkararak farklı bir AKP oyununun temelleri düşünülüyor. Günümüz politikasında adam gibi adam olmadığı için yerine kim gelebilir bilmiyorum ama her gelenin Baykal'dan daha faydalı olacağı fikrime onlar da katılıyor herhâlde. Belki Sarıgül eş oranda kötü olabilir, daha beter olmasa da. Velhasıl Baykal'ı bitirmek AKP'ye yaramaz, aksine zarar verir.

Tüm bunlara rağmen bana göre değişmeyen birşey ise bu işin içerden yapıldığı fikri. Dışardan destek var veya yok bilemem ama ana kontrol içerde. Baykal da ekmeğini yiyor olabilir. Bunu zaman gösterecek. Şimdiden 'halk isterse dönerim' diyen Baykal yıllarca halkın gitmesi yönündeki çığlıklarını duymadığı gibi bu sefer de lafı başka yerinden anlayıp geri gelebilir; nasılsa dalkavukları dünden razı.

Peki buna halk ne tepki verecek? Müslümanım diyen, ahlâk kurallarını hep önde tuttuğunu savunan, sokakta başkası yaptığında kınayan, yargılayan, kendi evlâdı yaptığında perişan eden hatta canına kıyan bu halk, aynı şeyi eğer Baykal yaptıysa affedecek mi? Bunu da zaman gösterecek... Eğer halk böyle adamlar tarafından yönetilmek istiyorsa sonuçlar da bu çizgide olacak...

Eski bir sözün dediği gibi: Milletler, hak ettikleri şekilde yönetilirler...

Her ne kadar AKP'nin bunun arkasında olduğu söylentileri olsa da, özellikle gündem değiştirmek adına, hiç sanmıyorum. O kadar minik olaylarla bunu başarabiliyorlar ki, bu kadar emeğe(!) değmez. Ama bu arada yine en kârlı AKP çıktı. Anayasa değişikliklerinin sancıları, referandum öncesi tartışmaların hepsi rafa kalktı. İşte günümüz Türkiye'si. Kimse bize balık hafızalı diyen Avrupalılara kızmasın.

Bu arada ararken bulduğum bu blog yazısını bir okuyun derim. Ne güzel paylaşmış bu adam hakkındaki düşüncelerimi... TEFLON Baykal!

Not: Başlıkta yazdım diye illâ Gülen destek veriyor demek değildir. Bu bir senaryodur sonuçta anafikir burda Baykal'ın allem ve kallem üzerinden dönüş hesapları yapmasıdır.

ugurarcan | 11-Mayıs-2010 | KCo.

resim: http://tahsininpenceresi.blogcu.com/