8 Mayıs 2009

UYUYAN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABE VE İSYAN

!
"Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir"
Albert Einstein

“Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Uyumuyor da uyuyor gibi davranıyorsa ne yapsanız nafile. Uyandıramazsınız!”
Indira Ghandi
Bu denli bariz oynanan ve insanlarımızın aptalca kandığı, kanmayanların birşey yapmadığı, yöneticilerin izlemekten zevk aldığı yada birbirlerine kazık sokmaya çalışmaktan farkında bile olmadığı bu oyunlardan çok fena bıktım artık. İnsanı zorla deli, katil, hain, yada kindar edecek bunlar.

Geçenlerde Mardin'de yaşananları inanamayan gözlerle izledik. Aylardır basbas bağıran PKK maşası DTP'nin kanlı ellerini gördük açıkça. Yapılan katliam sonrası onlarca insan göç etti can güvenliği sağlanamadığı için. Nereye gidiyor bu insanların çoğu peki? İstanbul! Ortalama 10 çocuklu bu aileler yeni gecekonduları mesken edinecekler. Çoğu iş bulamayıp ya suça bulaşacaklar yada boş gezecekler. Peki köy meydanı kime kalacak? PKK yandaşlarına. Devlet yarım açtığı gözüyle tam birşeyler yapmaya başlıyordu ki şimdi bu numaralar yapılmaya başlandı. Toplu katliamlarla insanları göçe zorlamak, şehirleri bulandırıp, doğu köylerini de kendilerine bıraktırmak. İşin ilginci, artık nasılsa, yakalananların hiçbiri de üzerine alınmıyor suçlamaları. Nasıl planlı programlı yapılmış, herşey düşünülmüş! Adamı daha iyi salak yerine koyamazlardı yani.

Benim sabrım taşıyor artık! Çözümler bu kadar açık ve ortadayken nasıl ve hangi akla hizmet ile bu oyunlarla bu ülkeyi parçalamaya çalışıyorlar anlam veremiyorum. Siyasetin, ordunun, milletin bu denli aczine inanamıyorum. Birileri resmen mecliste PKK yandaşlığı yapıyor, İmralıdakini meclise sokmaya çalışıyor, öte yandan seçimlerde "Van" yazmaktan kaçınıp "Wan" yazarak otobüsler yollatıyor, PKK hergün daha çok bu ülkenin evlâtlarını ailelerinden koparıyor, VE BUNLARA KİMSE BİRŞEY YAPMIYOR!

En büyük suçlu kim biliyor musunuz? Ne PKK, ne DTP, ne de başkası. Herkes kendi çıkarını düşünüyor tabi yani benim ve onların hedefleri aynı değil diye onlar suçlu olmaz. Adamlar bölmek amaçlı hareketler yapıyor ve kendince haklı da. Asıl suçlu uyuyan Türk gençliğidir! Onları uyutanlara baş kaldıramayan, miskinliği seçen, kendi içinde bölünmekten bir araya gelemeyecek kadar da benmerkezci, umursamaz ve hovarda olan gençlik. Yollarda, şurda burda işine geldiğinde Atatürkçü takılan, ama O'nun dediklerinden zerre kadar habersiz Türk gençliği! Altta yazan, bize daha çok küçük yaşlardan beri ezberletilen bu BARİZ uyarıya bakıp bakıp anlamayan gençliktir... Türk milleti! Bu uyarı okunup gaza gelinsin, ruhumuz okşansın, yabancılara hava atılsın, yada timsah gözyaşları akıtılsın diye bize bırakılmamıştır, bu uyarı büyük bir mütevazilik, soğuk kanlılık ve vatanseverlik (milliyetçilik değil!) duyguları içerisinde okunup, ders alınıp, gerektiğinde bize kalan ödevleri yapmamız için bırakılmıştır!

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemâl ATATÜRK

ugurarcan | 8-Mayıs-2009 | KCo.