3 Kasım 2007

Türkiye Terör Krizinde -1

Son günlerde gündem çok karışık. Durumları bir süredir yakinen takip ediyorum ve düşünüyorum. Bir ara yazmaya başlamıştım ama sonradan hızla gelişen olaylar ve doğruluğundan çok korktuğum tahminlerimin haklılıkları derken biraz daha bekleyip kafamda toparladıktan sonra yazmaya karar verdim. E söylenecek çok şey olunca düşünceleri parçalar halinde sunmak en doğrusu dedim. Bir nevi yazı dizisi olacak ve bu krize farklı boyutlardan bakıp düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. En usta yazarların bile yanlış anlaşıldıklarını iddia ettikleri bir ortamda bakalım ben ne kadar başarılı olacağım!..

* * *
Amerika’da da işler karışık ve şaşkınlık hakim aslında... Bush ile ümidi kesitğimiz Cumhuriyetçilerden sonra gelen Demokratların ahmakça hatasıyla Amerika ile ipler gerildi. Halkın büyük çoğunluğunun her iki tarafa da tepkisi de olsa ülke yönetiminin iki büyük aktöründen ayrı ayrı gelen, ve hatta kendi içlerinde bile tartışmalara yol açan bu gelişmeler sonrası son yıllarda zaten yeterince zedelenmiş olan ABD imajı ayaklar altına serildi. Aslında durum tam arap saçı. İşin daha trajikomik yanı da bu ülkede yaşayan biri olarak bu ülkenin yönetenlerine baktığımda kendi basiretsiz yöneticilerim eskisi kadar kötü gözükmüyor gözüme. Aksine çoğu zaman bizimkiler daha düzgün işler bile yapıyorlar. Bu durum işleri daha da zorlaştırıyor tabi çünkü bu kadar kaynak ve güç sahibi biri bu kadar ahmak olunca felaketler arka arkaya geliyor. Önce Bush büyük bir hatalar serisine başladı, sonra da O’nu indiricem diye ne yapacağını şaşıran şaşkın Demokratlar olayı daha da içinden çıkılmaz hale getirdiler. Ermeni tasarısı yüzünden zaten yaralı, sinirli, ve hırslı bir milleti tamamen çileden çıkardılar. Ermenilerin oyununa gelip ateşe körükle gittiler sonra tasarıyı söz verilen tarihte meclise getiremeyerek tamiri çok pahalı bir hasar verdikleri olayla kendilerini komik ve beceriksiz bir duruma düşürdüler. Dün sırtını büyük ümitlerle sıvazladığımız Demokratlar bugün hedefimiz, dün yerden yere vurduğumuz Bush da bugün o tasarının en baş muhalifi olarak destekçimiz konumuna geldi. Dedim ya, tam arap saçı. Basiretsiz, beceriksiz, ve günü kurtaran politikaların sonuçları bunlar...

Zaten yaralı, sinirli, ve hırslı bir millet demiştim. Geçen haftalar içinde verilen onlarca şehit 7’den 70’e hepimizin içini en derinden acıttı. Kolay kolay kapanmayacak ve sonuçları hem bize hem düşmanlarımıza bol miktarda para, can, ve zaman kaybettirecek bir yara açtılar. Zamanında lider dediğimiz zavallıların on yıllarca süren beceriksiz politikaları yüzünden gelinen bir noktadır bu. Bugün çıkıp “Bana akıl verme” diye kabadayılık yapmak göze sürme çekmektir ama bunca şehidin ailelerinin akıttığı gözyaşlarıyla çok kalmaz o sürme o gözlerde; akar gider. Bunca zaman boşa harcanırken derinden ve akıllıca hazırlanabilecek olan tasarı yada teskereler tam bayram arifesi alelacele hazırlanmaya kalkıldı. Asker gibi ve malesef ki bunu hala asker yapabiliyor (demokratik olmaya çalışan bir ülke için ne acı) dik, kendinden emin, ve konu kendi çıkarlarına geldiğinde tavizsiz bir tavır takınamadığımız için bunlar oluyor. Genlerimizden gelen “kapitülasyon (yada taviz verme)” hastalığına bir çare bulamadık. Sonunda olan oldu, bugüne kadar susmayı başaran asker elini ülke hükümetlerinin vuramadığı o masaya vurunca tavizler yerini meydan okumalara, mektuplar yerini teskerelere bıraktı. Biz ne zaman tepkisel kafa yapısından çıkıp etkisel bir yol izleyeceğiz? Ne kadar ders almayan bir milletiz!

Bana kalırsa sorun ne Amerika, Avrupa, Ermeni lobisi, PKK, Apo, yada başka birşey; sorun bizim her gittiğimiz yere götürdüğümüz ve malesef bazen çok arzu etsem de bazılarının biryerlerde unutma şansının olamadığı kafalarımız, düşünce tarzlarımız, ve cehaletimiz.

Sonraki yazılarımda da olayın farklı boyutlarına değineceğim...