14 Mart 2010

HEDEF DOĞU'YA MAHKÛM, PARÇALANMIŞ TÜRKİYE

Siyasette liman ahlâktır. RTE
AB açılımı, uyum yasaları açılımı, Alevi açılımı, Kürt açılımı, Roman açılımı... Bu hükümet geldiğinden beri birilerine, bir şeylere sürekli açılmakta. Peki bu zekice yapılan açılımların tezgâhına her seferinde düşen insanlarımıza ne demeli?

Lâik(!) olan bir ülkede Alevilere uygulanan ayrımcılık, her dilin serbest olduğu, okullarının açıldığı, dillerinin öğretildiği, kanallarında yayınlarının yapıldığı bir ülkede Kürtçe dili yasağı ve yine kendi halkının hakettiği insanca yaşama düzeyini sadece AB'ye girmek için yakalamaya çalışan, bu motivasyonu başka diretmelerden alan bir zihniyet midir istediğimiz? Saçmalıklar ve tezatlıklar ülkesindeyiz ama kimse bu dengesizliğe bir şey diyemiyor.

Aylardır süren malûm Kürtlere sosyal haklar, ve en son çıkan Romanlara ev garantileri... Birleşme ve kardeşliği aşılaması gereken bu hareketler aslında sadece "hepiniz temelde farklısınız" mesajını vermekten öteye geçmiyor. Yanlış mı, değil tabiki de ama kullanım alanı çok tehlikeli. Kimsenin hakkının yenmemesi, herkese hak ettiği insancıl hayat düzeyinin verilmesi konusunu tamamiyle kendi çıkarlarına uyarlayıp kullanan bu hükümet, temelinde çok doğru bir olaydan ülkenin sonunu daha da yaklaştıran bir durum yarattı. Bunlar çok ince planlanmış bölme oyunları aslında. Batı'nın Osmanlı İmparatorluğu'na uyguladığı taktiği, şimdi Türkiye'ye AKP üzerinden uyguluyor. Nasılsa soylar aynı değil mi, işe yaramasına da herhalde kesin gözüyle bakılıyor. Şu ana kadar da milletimiz bu planlara yağ bal sürmekten başka bir şey de yapmıyor.

Bir diğer oyun ise bu arada Ermeni soykırımı iddiaları ve AB üyeliği süreci üzernden oynanıyor. Yalnızlaştırma ve koparma planı adım adım uygulanıyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi toprakların yabancılara peşkeş çekilmesi devam ederken, toprak sahiplerinin gün gelip o topraklar üzerinde hak iddia etmeleri yolları kanunlarla kasten kapatılmıyor. Bunlar yetmiyor gibi bir de önce AB'ye girmek lâzım diye seyahetlere çıkılıp, kapılara dayanılıp, halkı gaza getirip sonra masa altından AB ile ikili oynayıp bu süreç iyice zora sokuluyor. Önce türban davası ve kendilerini zengin edecek ve askeri bitirecek 'demokrasi' açılımları için AB'ye hoş görünülüyor, ama sonra en ufak pirelerden yorganlar yakılarak bu kolay gaza gelen cahil millete 'bakın Batı sizi sevmiyor' deniyor. Herkesin ağzındaki o gerizekâlı "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" lafının üzerine tabi bu söylemler de tuz biber oluyor.

Bu hükümet başından beri önce Amerika kuklalığı yapıp, sonra başkalarının Amerika'ya karşı olan cesur duruşlarını kendi üzerlerine almış, arkasından da dönüp Ermeni soykırım iddaları üzerinden Amerika, İsveç gibi ülkelere kafa tutarak tam bir çatışma ve karmaşa ortamı yaratmaya devam etmiştir. Daha önce Hz. Muhammed olayları üzerinden başka Avrupa ülkelerine de kafa tutarak verdiği aynı mesajları şimdi daha da artan bir şiddetle veriyorlar. Dışardan bakıldığında çok mantıklı ve doğru gelen bu sebeplere, hatta bunlara kanıp sorunun AKP'nin yanlış ya da yetersiz dış politikası olduğunu düşünen onca iyi niyetli, saf insana rağmen aslında olay derinden derine işlenen çok akıllıca planlanmış bir oyunun uygulanmasıdır. Fakat en kötüsü bunu görebilen insan sayısının bugün ne kadar az olduğudur.

Amerika bu Ermeni tasarısını ilk defa getirmedi, bundan önce kaç defa geldi de ne oldu? Kürtçe serbest bırakıldı da zamanında korkulanların hangisi oldu? Lâik olmaktan gurur duyanlar Alevi Cemevleri konusunda neden duyarsız kaldı? Bugüne kadar kendi çıkarlarıyla en az bu hükümet kadar meşgul olup, bunca temel insan hakları konularında kılını kıpırdatmayıp, bu işi bu adamlara bırakan onca geçmiş hükümete niye kimse hesap soramadı? Bugün siyasetçi profiline baktığımızda hanginizin ümidi var? Kendi getirdiği kabadayı kültürünü bugün Kocaeli'nin halkı dertlerini dile getirirken kendisine karşı kullandığında onlara "Yaygara yapma!" diyen bir Başbakan'dan ve iki defa bu Başbakan'ı getirmiş, götürme sinyalleri vermeyen bir ülke profilinden kaçınız umutlu?

Ben bir çok eleştiriye katılmayarak, AKP'nin saat gibi işleyen ve çok ince planlanmış bir dış ve iç politikası olduğunu düşünüyorum. Bu parçalamaya yönelik politikanın hedefiyse Doğu'ya mahkûm bir parçalanmış Türkiye Devleti olduğundan, içerdeki biz bir avuç insanda rahatsızlık uyandırıyor o kadar!

Bu arada yukarda bahsettiğim Kocaeli olayının videosunu izleyin derim. Kanald.com.tr adresinden aldığım bu görüntülerde o kadar fazla rezillik var ki nereden başlayacağımı bilemedim. İzleyin...

ugurarcan | 14-Mart-2010 | HJ308

fotoğraf alıntı www.soneraksoy.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder