24 Şubat 2010

TSK, ABD VE ALİ CENGİZ

Çok düşünme Türkiye -Penguen
Balyoz, Ergenekon, şu bu derken büyük oyunlar dönüyor ama asıl üzücü olan perde önündeki oyuna o kadar takılmış ki herkes (ki bu da planın başarılı bir parçası) kimse perdenin arkasındakini bırakın görmeyi, düşünemiyor, merak bile etmiyor. İyi niyetli olan, gerçekten endişelenen insanlar az da olsa var ama şöyle bakınca genelin durumu gerçekten içler acısı... Sürekli yazılar yazılıyor, işte ABD ve işbirlikçilerinin oyunları, nasıl bizi adım adım böldükleri, askeriyeyi nasıl yıprattıklarının senaryoları anlatılıyor. Ben her zaman 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek olaylara objektif kalmayı yeğledim, yine öyleyim. Yine benzeri bir yazıdan sonra çok sevgili bir dostuma cevaben yazdığım yazıyı şimdi burada tekrarlıyorum, tabi minik oynamalarla...

İnsanlar dediklerini iki kere düşünmeli. Bu zatlar bunları söyler, onca insan kabullenirken altında yatanları düşünmek lâzım. Yani diyor ki bu yazılar: Türk insanı gerkizekâlıdır! Akıllı olmadığı kesin de... Ha gerçekten öyleyse o zaman zaten niye, neye uğraşıyoruz!?

Bunca yıl 'ordu da ordu' dendi... Tek güvenilir kurum olduğuna inanıldı, kuyruğu sıkışan herkes, ordunun tüm rezilliklerine "kolpa Atatürkçülük" felsefesiyle orduya sığınarak çözüm aradı. Birden(!) Amerika geldi, kimsenin ruhu bile duymadan(!) bir baktık ordu parçalanıyor duruma geldi. Bu kadar kolaydı yani? Ya hani en temeliydi ordu bu ülkenin? Ne temelmiş yahu! Bu insanlar, bu millet bu kadar mı gerizekâlı, yani anlamıyorum ki... ABD ne isterse yapılıyor; bu görüşlere göre, o zaman biz zaten mandası olmuşuz ABD'nin. Ne diye onca şehit verdik?! Baştan kabul etseydik en azından cebimiz para görür, her haftasonu Vegas'taydık şimdi.

Ayrıca Balyoz, Ergenekon olayları netleşmedi daha. Ya doğruysa? Balyoz planını bana burada insanlar soruyor. "Tamam teokrasi olmayın ama bu plan nedir yahu?" diyorlar şaşkınlık içinde. Cevabım ne? 'Daha belli değil' diyorum tabi. Çünkü ya doğruysa? Şimdi, çok geriye gitme ki 60-70'leri unutmadık ama 80 darbesinde yaşananlardan sonra bana kim diyebilir ki askerin vicdanı el vermez bunları yapmaya? Adam öldürmeye planlanmış bir kurumda ne vicdanı? Ha o zaman da, 'yargı da siyasi artık, yalan da olsa doğru denir" diyor herkes. Ya o zaman ölen ölmüş ağlayanımız yok be kardeşim benim! Neyi, niye kovalıyoruz biz bu kadar kolaydıysa herşey?.. Demek Atatürkmüş diktasıyla ayakta tutan herşeyi. Temel oturmamış. Hatay'a gitmeseydi de biraz daha yaşasaydı o zaman temel otururdu belki ama bugün Atatürk'çüyüm diyen o kolpalar gerçekten anlasalardı bu adamın ne özverilerde bulunduğunu ve ne kadar büyük bir adam olduğunu zaten bunları konuşmuyor olurduk. O gitti, ülke bitti... Ne yazık bu millet hâlâ O'nu anlayamadı.

Elde kalan, bu yazılara göre, ABD mandası ve bölünmeye muhtaç bir ülke, gerizekâlı bir millet, kolpa Atatürk'çüler, makûs talih. Göz ardı edilen ise makûs talihi bozan gerçek Atatürk felsefesi, bu tür yazıları yazarak ve destekleyerek insanları psikolojik olarak çökertme politikalarına kalınan seyircilik, miskin, bencil, değerlerine sahip çık(a)mayan ve yenilgiye şartlanmış bir millet. Farkında mısınız bu yazıların tek yaptığı insanları 'nasılsa büyük güçler bunu yapıyor, her yerde bunlar, biz n'apalım' demeye şartlıyor...

Atatürk'ün hayali muasır medeniyetler ise Olimpiyatlarda bize kıçıyla gülüyor...

Ben asla olanları inkâr etmiyorum. Bunların hepsi oluyor ve doğrudur. Benim sorunum çözümsüzlükle... Benim sorunum başımıza ne geldiğiyle değil, buna karşılık bizim ne yaptığımız, daha doğrusu yapmadığımızla... Olayın temeli şu: Amerika ya da başkası istediğini yaptırmak isteyebilir ama sen millet olarak içerde güçlü olursan kimse kılına dokunamaz. Bugünlerin sorumlusu ne kadar ABD ise AKP ve TSK da aynı paya sahip ama ana temelde aynaya bakması gereken milletin kendisidir bence.

Yazıya Facebook üzerinden buradan bakabilirsiniz. Yazarı Prof. Dr. Aysel Ekşi. Aslında yazıda çok ciddi tespitler var. Türk ordusunun zamanında nasıl ABD'nin maşası olduğunun sonradan ayılmasıyla ayyuğa çıkan Ali Cengiz oyunlarını çok güzen anlatmış. Yine de sanırım orduya biçilen "ne yaparsan yap olmuyor" şeklindeki zavallı rolüne ve milletin bu denli kolay saptırılmasına tepkim büyük. En azından ben bu izlenimi aldım. Hiçbir zaman orduyu herşeyin üzerinde tutan bir yapım olmadı hele siyasette varlıklarını hiç sevmedim. Ama ordu bu ülkenin çok önemli bir değeriyse, ona haksız saldırılara da sessiz durmam ama bu onlarca yanlışı görmemem demek de değildir. Ordu bu cümlede bir nesne sadece, ben cümlenin eylemine bakıyorum, yani temeline. O yüzden yazımı direk olarak bu yazıya değil de, genel bir tepki olarak almaya çalışın.

Not: Atatürk'ün her yerde gördüğünüz meşhur sözündeki "muhassır" kelimesinin Büyük Türkçe Sözlüğü'nde yer almadığını biliyor muydunuz? Neden? Çünkü gerçeği benim yazımın son cümlesinde kullandığım şeklinde "muasır" olduğu için... Yazık elden giden dilimize...

ugurarcan | 24-Şubat-2010 | KCo.

resim: Penguen Dergisi