22 Ağustos 2009

GÜLSEM, AĞLASAM, BAĞIRSAM YA DA ÇAĞIRSAM NE FAYDA!

Oruç Baba türbesine akın
DigiturkWebTV sitesindeki teknik arızalardan dolayı LigTv açılmayınca ben de uzun zaman oldu biraz haberler izliyeyim dedim maçlar başlamadan önce ve ilk elimin altındaki ShowTv Haberlerini izlemeye koyuldum. Kürt açılımı, siyasî kavgalar, PKK mayınları, Öcalan tehdit ve küstahça istekleri, askere giden yeni mehmetçikler, devletin depremzedeleri kazıklaması, aile katliamları vs... Sinirlenmek ile başlayıp cinnete giden yolda Türkiye'de yaşayan bir insan için çok fazla tetikleyiciye gerek yok, haberler yeterlidir! Sonunda artık ağlamak isteyen bir dengesiz ruh halindeydim. Ama son haberlerden biri Ramazan geleneği hâline gelmiş Oruç Baba Türbesini ziyaret ve sonrasındaki sirke köfte haberiydi ve bu yazıyı yazmama sebep oldu. Tam 'hangisini yazayım hepsi hakkında söyleyecek lâfım' var derken 'hah madem ay Ramazan ayı ben de bunu yazayım' dedim kendi kendime.

Öncelikle her müslümanın Ramazan ayları kutlu olsun efendim. Allah'tan huzur, sağlık ve en önemlisi tüm günahların affıyla beraber sürgüne gönderilmesini diliyorum her birimiz için.

Haberde her sene gibi bu sene de içler acısı bir durum izledim. Allah Kur'an-ı Kerim'de net bir şekilde istediğimiz birşey varsa sadece kendisine dua ederek istememiz gerektiğini bizlere söylerken (Fatiha suresi vb.) bu kadar insan hâlâ ölmüş onca insanın türbelerinde dilek diler bu ülkede. Oruç Baba sadece biri. Hadi gittin dilek diledin ama onunla kalsa iyi. Anahtar sürmeler (ev ya da araba için), para vermeler, yemek vermeler, cüzdan sürmeler (iş ve bolluk için), daha neler neler yapanlar vardı. Bu din herşeyiyle dünyevî maddelerden uzak kalmaya, şekilcilikten uzaklaşmaya, sadece maneviyat ve Allah ile birebir iletişime dayandırmaya çalışırken kendini biz bunun zıddı ve varsa yapıyor ve dinî anlamlarla meşrulaştırmaya çalışıyoruz. Camiye gidersiniz ona buna karışan insanlardan geçilmez ama İslâm^da kurallardan biri dinın Allah ila insan arasında olmasıdır ve kimseye lâf söylemek düşmediğidir. Allah sadece dua edin ya da adaklık kurban kesin der, ki tek istisna odur, ama biz ne var ne yok milletin tübelerine süreriz. Olacak iş değil.

Şimdi bu olaya karşı çıkan onca yazı ve yazar var tabi İslâmi medyadan. Onlara göre o türbelerde okunan Fatiha suresi zaten anlam gereği Allah'tan yardım istediği için 'efendim bunda ne sorun var siz de Anıtkabir'e gidiyorsunuz' demişti. Bu lâfta iki sorun var ve sizi bu sorunlar üzerinde düşünerek bırakacağım.

1) "Siz Anıtkabir'e gidiyorsunuz" lâfı altında ciddi bir karşıtlık vardır ki cumhuriyetin simgesi olan Atatürk'e karşı edilen bu söz açık bir sistem karşıtlığı ifadesidir. Unutmasın ki türbeler kesinlikle İslâm simgesi değildir. İçinde vardır ama Atatürk=Türkiye Cumhuriyeti ile tübeler=İslâmiyet asla aynı ölçüde değillerdir.

2) Bugün anket yapılsa kaç kişi edilen duaların anlamını bilir? Konuştuğumuz dilin kelimelerinin anlamlarını bile yoğun duygu anında unutabilen bir insan, bir iki kere duyduğu ya da hiç bilmediği bir dilin kelimelerinin anlamını nasıl bilir? İbadeti Türkçeleştirin dediğimizde karşı çıkanların asıl amaçları zaten Vatikan usulü insanları bilgisiz bırakıp kontrolü ellerinde tutmak değil midir? Sonra da sanki herkes her duanını anlamını biliyormuş gibi ne diye konuşurlar!? İllâki tercümeler oradadır ve öğrenmek bizlere düşer ama bu o insanların buna engel olmaya çalıştıkları gerçeğini değiştirmediği gibi ülkenin bu hâline bakıldığında bunu beklemek Atatürk'ün bas bas bağırdığı "Yurtta suhl, cihanda suhl" düşüncesini önce CHP'den sonra tüm Türk halkından beklemekle aynıdır.

Merak edenler için:
Bismillahirrahmanirrahiym

Elhamdü lillahi Rabbil alemiyn, Errahmanirrahîym, Maliki Yevmiddîyn, İyyake na'büdü ve iyyake nestaîyn, "İyake na'büdü ve iyyake nestaîyn"

Yani "Allahım yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz"

ugurarcan | 22-Ağustos-2009 | 12:45 | HJ308

resim: internethaber.com galeri