
Bizlere okullarda ve kitaplarda öğretilen bilgilerin gösel olarak karşımıza çıkmasından sonra çeşitli farkındalıklar da yaşar oluyor insan. Muhteşem Yüzyıl için hani film diyoruz, kurgu diyoruz, tarihsel kesin hükmü yoktur diyoruz ama yine de, biraz da olsa bu dizinin benim için benzer bir etkisi oldu. Kurgu ile gerçeği ayırt edebilme yetime olan güvenim de tabii ki tam.
Osmanlı bizim atalarımız, buna ne bir şüphe ne de bir itiraz olabilir. Aksine, yedi cihanda alınan başarılar -her ne kadar geneli savaş başarıları da olsa- bizim her daim gurur kaynağımız olmuştur. Tabi kuru kuru gururlanmak yerine biraz ders almış, takip etmiş olsaydık belki durumlar farklı olurdu diyesim var ama neyse...
Benim bugün takıldığım noktalar ise başka. Bir yanda şeriat ile yönetilen bu devleti bugün İslâmî ve millî görüş sahiplenirken, öte yanda bu devlette zinânın, suçluları hapse atmak varken tek kalemde baş kesmenin, taht pahasına kardeş öldürmenin, padişahın halkına "kul", halkın padişahına -haşa- tanrı veya bir peygamber gibi bakmasının ve o derece korkmasının, ve daha nice İslâm'a aykırı olayların yaşanmış olması çok tezat. Yıllarca bize işlenmiş dogmalardan ve ezberlerden kendimizi kurtarıp baktığımızda bunlardan sayısız örnek görebiliyoruz. Bir de olayın Türklük yani millî boyutu var. Bayılıyorum bu iddialara. Yani bazı insanlar, bu kadar uzun süre yaşamış, bir sürü coğrafya değiştirmiş, farklı kıtalara yayılmış, durmadan göç almış ve göç vermiş, hatta hatta kendi padişahları bile sürekli Slav kökenli hatunlar ve sultanlar alıp onlardan doğmuş bir milletin hâlâ saf bir ırk olabileceğini düşünüyorlar. Pes yani!
Son olarak... Benim dememle büyük bir uyanış olmayacağını biliyorum. Bunları farkedip sindirmek için birinin bir şey demesine gerek niye var onu bile anlamıyorum. Ama, biraz olsun anladığım şey Osmanlı düzenine bakıp bugün neden bu durumda olduğumuz. Neden birilerine kızan illâ "adaleti" cinayette arıyor, neden erkekler kadınların üzerinde bu denli hak iddia edebiliyor, millet neden bu kadar koyun ve yine de hâlinden memnun, ve neden bu millet üretimde ve girişimcilikte hâlâ çok geride, neden biz demokrasi gerçekten nedir anlamıyor ya da tanımını bilsek de icraatta hep eksik kalıyoruz, Osmanlı'ya baktıkça çok daha iyi anlıyorum.
Daha da önemlisi, Osmanlı'ya bakıp günün Türkiye'sini anlarken, gelişen dünyaya bakıp Atatürk'ü daha bir rahmet ve özlemle anıyorum.
Ne diyeyim, Allah akıl fikir versin...
ugurarcan | 1-Haziran-2011 | 1041 Timber Springs
resim: muhteşem yüzyıl facebook sayfası

Facebook'tan aldığım Atatürk'ün bu resminin altında "Affetmiyorum sizi!" yazıyordu bugün. Güzel, doğru, kesin affetmiyordur ama konu bence yanlış...
İşin özü yani, lütfen güldürme beni Türkiye. Günlük dilinde kendi anadilini çöpe atıyor yabancı dilleri tercih ediyor ve utanmadan bununla övünüyor, yurtta barış varken senden farklı düşünen herkesi hain ve düşman ilân ediyor, önce demokrasi istiyorum deyip sonra sadece 'ben' diyor, işine gelince vergi veriyor işine gelmeyince vermeyerek sadece kendini düşünüyor, çalışmıyor hazır yiyorsun, ama sonra AKP kazanınca bir milliyetçi, bir Atatürkçü kesiliyorsun...
Sen daha Atatük'ün en temel öğütlerini bilmiyorken, yerine getirmiyorken neye karşı çıkıyorsun?!
ugurarcan | 12-Haziran-2011 | 1041 Timber Springs

Artık halka açılmaya karar verdim. Sanırım herşeyin bir zamanı ve sırası gerçekten var. Uzun süredir yazan biri olarak hep çok kısıtlı insanlarla paylaştım yazdıklarımı; hiçbir zaman başkaları da okusun da bakalım beğenecekler mi diye düşünmedim. Hala düşünmüyorum ama artık en azından paylaşayım diyorum.
Bu blog tamamen bana ait. Benim yazılarım, şiirlerim, ara ara günlük gelişmeler, vs. burada olacak. Bir nevi yöntem değişikliği de diyebiliriz. Birçok insanla ayrı ayrı paylaşmaktan yorulur görünce kendimi, bir kere yapayım dedim nasılsa beni 'gerçekten' merak eden gelir bakar bu deli çocuğun kafasında daha önce neler geçmiş ve şimdi neler geçiyor diye :)